Bir algoritma, görüntüleme bulgusunu sizden önce fark ediyor. Bir dil modeli, olası tanıları sıralıyor. Ameliyathanenin dışında başka bir sistem, taburculuk sonrası komplikasyon riskini hesaplıyor. Bu araçlar artık tıp dünyasına giriyor. Ama onları kullanacak hekimler, ne zaman güveneceklerini, ne zaman şüpheyle yaklaşacaklarını ya da çıktıyı nasıl yorumlayacaklarını henüz öğrenmedi.
Sorun araçların olmayışı değil. Sorun, bu araçları doğru okuyacak hekim profilinin henüz şekillenmemiş olması.
Boşluk Sayılarla Ortada
Amerika Birleşik Devletleri'nde dokuz farklı radyoloji asistanlık programından 93 asistan hekimle yapılan çok merkezli bir çalışmada, katılımcıların %96,7'si eğitimleri boyunca yapay zekaya yeterince yer verilmediğini açıkça belirtti.1* Radyoloji, YZ'nin tıpta en erken ve en yoğun gündeme girdiği uzmanlık dallarından biri. Bu oran, alanın en ileri noktasından geliyor.
Cerrahiye bakıldığında tablo farklı değil. Üniversite Cerrahları Derneği'nin (Society of University Surgeons) 2025 tarihli pozisyon bildirgesi, prompt engineering ve YZ okuryazarlığını cerrahi eğitimin temel yetkinlikleri arasına alırken, mevcut akreditasyon çerçevelerinin bu geçişe henüz hazır olmadığını da vurguluyor.2 Aynı rapor, YZ araçlarına aşırı güvenin "deskilling" — kazanılmış klinik becerilerin körelme riskini — beraberinde getirdiği konusunda uyarıda bulunuyor.
Bu tablo yalnızca ABD'ye özgü değil. Gelişmekte olan ülkeler ve yüksek öğretim yatırımı yapan Körfez ülkelerini kapsayan bir derleme, veri okuryazarlığı ile algoritma yorumlama becerilerinin müfredatlara girişinin hâlâ çok sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.3 Türkiye için de aynı tespit geçerli; belki daha güçlü biçimde.
Okuryazarlık Ne Demek — Ne Değil
YZ okuryazarlığı, yazılım geliştirmeyi ya da makine öğrenmesi algoritmalarını inşa etmeyi gerektirmiyor. Bu noktadaki kavram karışıklığı, konunun tıp eğitiminde göz ardı edilmesinin en büyük nedeni. Bir radyoloji asistanının BT cihazının elektronik devresini bilmesi gerekmediği gibi, bir klinisyenin de sinir ağlarını tasarlaması beklenemez.
Beklenen şey daha somut: Hangi veriyle eğitilmiş bir modelin hangi hasta grubunda güvenilir olduğunu anlamak. Bir algoritma çıktısının "öneri" mi yoksa "karar" mı olduğunu ayırt etmek. Klinik senaryoda YZ'nin yanıltıcı sonuç üretebileceği durumları önceden sezmek.
Radyoloji asistanlarıyla yürütülen üç haftalık bir eğitim programı, teknik derinlik yerine temel kavramsal çerçeveyi aktarmayı hedefledi. Katılımcıların %89'unda YZ kavramlarına ilişkin özgüven anlamlı ölçüde arttı.4 Üç hafta, on sekiz sorudan on altısında fark yaratmak için yeterliydi.
Türkiye Özelinde Tablo
Türkiye'de genel cerrahi asistanlık müfredatını düzenleyen Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK) yetkinlik çerçevesinde YZ okuryazarlığına ilişkin tanımlanmış bir yetkinlik ya da eğitim basamağı yok. Asistan hekimler bu beceriyi ya kişisel merakla ya da büyük şehirlerdeki eğitim hastanelerinde denk geldikleri bir hoca ilişkisiyle ediniyor. İkisi de sistematik değil, ikisi de izlenmiyor.
Bu boşluk teorik bir endişe değil. Sağlık Bakanlığı'nın dijital sağlık dönüşümü kapsamında YZ destekli klinik karar destek sistemleri gündemdeyken, bu sistemleri kullanacak asistanlar konuyla ilgili hiçbir eğitim almadan göreve başlıyor. Araç geliyor; ama onu okuyacak göz henüz yetiştirilmiyor.
Leon ve arkadaşlarının genel cerrahi eğitimini ele aldığı derleme, YZ'nin yalnızca simülasyon ve geri bildirim sistemleri üzerinden değil, günlük klinik karar alma sürecine dahil edilişi üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.5 Simülatör eğitimi değerli; ama asıl mesele, gerçek servis koşullarında bir YZ önerisini değerlendirebilme kapasitesi.
Nereden Başlanabilir
Müfredatta köklü bir değişiklik beklemek pratik değil. Ama bazı adımlar beklenmeden atılabilir.
Asistan toplantılarına klinisyen gözünden bir YZ vaka tartışması eklemek, teknik altyapı gerektirmeden başlanabilecek en erişilebilir adım. Hangi YZ aracının hangi soruya yanıt vermek için tasarlandığını, hangi kısıtları taşıdığını, hangi durumlarda yanıltıcı olabileceğini konuşmak; sorgulama alışkanlığını pekiştiriyor. Bunu yapabilmek için mühendis olmak gerekmiyor.
BTK Akademi'nin Türkçe YZ sertifika programları, klinik bağlamın dışında kalsa da temel kavramsal zemin için başlangıç noktası olabilir. Uzmanlık derneklerinin — özellikle Türk Cerrahi Derneği'nin — bu yetkinlik boşluğunu görünür kılması ve akreditasyon gündemine taşıması ise bireysel çabanın ötesinde, kurumsal bir adım gerektiriyor.
Sadece tıpta değil, tüm alanlarda YZ okuryazarlığı artık şart. Klinik uygulamalarımızda birçoğumuz YZ araçlarından faydalanıyoruz; ancak hangi aracı hangi amaçla kullanmamız gerektiğini deneme yanılma yöntemiyle buluyoruz. Burada önemli olan, klinik karar verme sürecimize destek olacak doğru araca ulaşmak. Asistanlık eğitimi zorlu ve sert — vakit kısıtlılığı da cabası. Günlük telaşemiz içinde hem doğru aracı bulmak hem de kullanmak her zaman mümkün olmuyor. İşte tam bu noktada YZ okuryazarlığı devreye giriyor. Tıpkı hangi cerrahi manevrayı hangi anda kullanacağımızı öğrenmek gibi, hangi YZ aracını hangi anda kullanacağımızı bilmek de büyük bir lüks haline geliyor. Bu durumu bir lüks olmaktan çıkarıp hayatımızın standart bir parçası hâline getirebilmeliyiz. Standardı oluştururken de bunun profesyonel biçimde yapılması gerekiyor. Henüz YZ ile tanışmamış ya da tanışamamış pek çok asistan arkadaşımıza yol gösterecek bu sürecin, iyi organize edilmiş biçimde hem hayatımıza hem de müfredatımıza girmesi artık kaçınılmaz.